29 Eylül 2011 Perşembe

Son zamanlarda ben…

(geçen hafta sonu arkadaşlarımız için hazırladığım öğlen yemeği sofrası)



Ziyaretimize gelen arkadaşlarımız için sofralar kurup, güzel lezzetler hazırlamaya çalışıyorum.


(annem, babannem, anneannem ve bir arkadaşım için hazırladığım sofra)


Çoğu zaman fotoğraf çekmeyi unutsam da yukarıdakiler Ab- hayat’ın karesine takılanlar…






Verda Su’ya güzellikler hazırlayıp evde geçirdiğimiz vakitlerimizi eğlenceli hale getirmeye çalışıyorum…

Bengisu’yu okula götürüp, onun yeni arkadaşlarına, okuluna ve öğretmenine alıştığını görüp mutlu oluyor ve neşe içerisinde eve dönüyorum…




(burada ki ünivers. kazanıp gelen bir tanıdığımızın kızını ziyarete giderken hazırladıklarım)



Kendi öğrenciliğimi hatırlayıp, en güzel öğrenci hediyesini hazırlamaya çalışıp, onları mutlu ettiğimi umuyorum…






 Farklı meyvelerden marmelâtlar hazırlıyor, bir dilim böğürtlenli pasta eşliğinde kahve içiyor ve evin sessizliğinin (Verda Su uyuyunca) keyfini çıkarıyorum. Birde misafirlerime çayın yanında eşlik etmesi için en kolay un kurabiyesinin farklı versiyonlarını hazırlıyorum…




Bu kadar yoğunluğun sonunda diğer blog arkadaşlarıma yorum bırakamayıp,kendi bloğuma da fazla vakit ayıramıyorum:::))))



 

27 Eylül 2011 Salı

Harika bir hafta sonu ve bahçeden kareler…




Geçen hafta sonu, arkadaşımın davetiyle kayınvalidesinin bahçesine gittik. Kısa bir yolculuktan sonra birçok sebze ve meyvenin bulunduğu bu güzelim bahçeye vardık.






Böylece son ayların gözdesi nefis böğürtlenleri de dalından toplama ve yeme şansını yakalamış olduk:J))Kırmızılar henüz olgunlaşmamış olanlar. Böyle küçük olduklarına bakmayın biz son zamanlarına rastlamışız normalde çok iri oluyorlar. Son kare ise böğürtlenlerin yetiştiği ağaç (aslında ağaçtan ziyade ince dallar).





 
Hangi birinden başlasam bilemedim fotoğrafa bakınca ama armutlar ve kavunlar kesinlikle harikaydılar. Şeftaliler ise henüz olgunlaşmamışlar… Uzun süredir dalından taze ayçiçeği yememiştik buna en çok Bengisu sevindi sanırım zira epeydir taze ayçiçeği istiyordu::)))





Bamyanın dalında ki çiçek halini çekmeyi unuttuğum için üzülüyordum yazdan beri, bahçeyi gezerken çiçek halindeki bamyaları görünce sizler için fotoğrafladım. Tereyağlı pazı sarması desem yeterli olur sanırım son fotoğrafı anlatmaya…



İlk iki karedeki kendinden kokulu üzümler Samsun ve çevresindekilerin çok iyi bildikleri bir lezzet sanırım. Üzümleri gören bir komşumuz Samsun’da yetiştiğini ve burada daha önce rastlamadığını söyleyip şaşkınlığını ifade etti. Ben en çok kurutulmuşunu beğendim. Çayla birlikte harika oluyor… Son karedeki fındık ise fotoğrafta pek belli olmasa da o kadar iri ki normal fındıkların iki katı kadar…





Okulların açılmasından hemen önceki bu harika geziye en çok çocuklar sevindiler. Gönüllerince oynayıp bütün enerjilerini toprağa bıraktılar::)))






Benim acıyla pek aram olmadığı için bu kare eşimin favorisiydi. Küçük bir tanesinin tadına baktığımda verdiğim ilk tepki Verda Suyun tabiriyle ”Yandım! Yandım!” oldu:::))))







Bahçeden sonra köyün girişinde bulunan ve köye adını veren Elvan Çelebi türbesini ve camisini ziyaret ettik. Türbenin diğer fotoğraflarını ayrı bir yazıyla paylaşmak istiyorum.




Bu kareyi ise anlatmaya kelimeler yetmez sanırım. İlk fotoğraftaki odun ateşinde ve bakır tavada pişmiş et sote muhteşemdi tadı hala damağımda tabiri yerindeyse… Tarifini daha sonra vereceğim ama evde yaparsanız lezzet konusunda garanti veremem, illaki odun ateşinde pişmeli… Közde pişmiş mısırlar…







Fotoğrafta görünen ve ilk önce rengiyle dikkatleri çeken bal,arkadaşımın kayınpederi tarafından yetiştiriliyor bahçelerinde.O kadar doğal ki ağzınıza aldığınızda böğürtlen tadını (arı kovanları böğürtlen ağaçlarına çok yakın olduğu için ) çok net hissedebiliyorsunuz.Fındıklı kadayıf ise nefisti.Arkadaşım malzemeleri getirmişti orada çabucak hazırladık.




Bunlarda arkadaşımın kayınvalidesinin evinden ve bahçesinden benim hoşuma giden kareler…





Elvan Çelebi köyünden birkaç kare… Ve her şey için, mükemmel ev sahipliğiniz + dostluğunuz için çok teşekkürler arkadaşım, kelimelerle anlatamayacağım harika bir gün oldu bizler için…


16 Eylül 2011 Cuma

Lavaşlı börek




Aslında bu böreği ilk defa Papatya Prensesin sayfasında gördüğümde bu kadar lezzetli bir börek olacağını tahmin etmemiş ama farklı bir tarif olduğu için denenecekler arasına not etmiştim. Ramazanda iftar sofrası için ev yapımı İskender kebab hazırladığım bir akşam kebaplar için fırında lavaş bulamayınca eşim marketten hazır paketlerdeki lavaşlardan almış. Açıkçası İskender kebap yapımında kullandığımda istediğim lezzeti yakalayamadım. Kalan lavaşlarla ne yapabilirim derken aklıma papatyanın tarifi geldi. Hatta bu tarifle Papatyanın facebook sayfasında düzenlediği bir hediye etkinliğine de katıldım (tabi ki hediye bana çıkmadı orası ayrı:::))) Ben sos için paketin üzerinde ki tarifi uygulayarak malzemelerinde yumurta ve sütte kullandım, diğer tarifte sadece sıvıyağ vardı. İsterseniz lavaşları evde kendiniz de yapabilirsiniz(lavaş tarifi için tıklayın). Kısacası mutlaka denemenizi tavsiye edeceğim bir lezzet...









Malzemeler:


  • 8 tane lavaş
  • Beyaz peynir +rendelenmiş kaşar peynir karışımı

Sosu için;

  • Yarım su bardağı sıvıyağ
  • 1 yumurta
  • Yarım su bardağı süt
  • Sıvıyağ, süt ve yumurtayı bir kâsenin içerisinde karıştırın.
Hazırlanması:

  • Teflon tavanızın yüzeyini çok az sıvıyağla yağlayın ve bir adet lavaş ekmeğini serin.
  • Hazırladığınız sosu lavaş ekmeğinin üzerine sürün ve başka bir lavaş ekmeğini yerleştirin.
  •  Rendelenmiş kaşar ve beyaz peynir karışımından serpiştirin.
  • Peynirlerin üzerine başka bir lavaş yerleştirip sos dökün ve bir lavaş daha yerleştirip tekrar peynir serpiştirin.
  • Bu şekilde lavaş ekmekleriniz bitene kadar devam edin.
  •  Her lavaşın arasına mutlaka sos gezdirin.
  • En üstteki lavaşın üzerine hiçbir işlem yapmayın.
  • Tavanızı ocağa yerleştirin ısındıktan sonra kısık ateşte lavaşlar kızarana kadar bekletin.
  • Kızardıktan sonra ters çevirip diğer yüzeyinin de kızarmasını sağlayın.
  • Ocaktan aldıktan sonra ilk sıcaklığının çıkması için dinlendirin ve dilimleyip servis yapın.
  • Daha lezzetli bir börek için sıcak servis yapmanız tavsiye edilir.

9 Eylül 2011 Cuma

Verda Su 2 yaşında!




Canım kızım, gül kokulum!




Bugün 2 yaşına girdin, zamanın nasılda hızlı aktığını hatırlatırcasına. Daha dün gibi seni kucağıma verişleri, sana sarılıp koklayışım. Nasılda büyüdün geçen bu iki yılda. Konuşup her isteğini anlatabiliyorsun artık.”Annem” diyerek sarılıp öpüyorsun ya en büyük mutluluk o an olsa gerek… Sana bir şey verildiğinde “abam” diyerek ablana da verilmesini istiyor ve hemen ona götürüyorsun. Kendin uyumak istemesen de oyuncak bebeklerini uyutuyorsun. Ablanın her yaptığından “ben de, ben de” diyerek istediğini belirtiyorsun. “Benim annem, benim babam” diyerek sahipleniyorsun bizleri… Seni tanıyan herkes çok güler yüzlü bir bebek olduğunu söylüyor. Evet! Öylesin ve yüzün her daim güler inşallah meleğim… Rabbim iyi ki bizi seni emanet etmeye layık gördü, iyi ki bizim yavrumuz oldun, seni çok seviyoruz gül yüzlüm…






8 Eylül 2011 Perşembe

2011’in son İftar sofraları…






KALABALIK AİLE İFTAR SOFRASI


Bayramdan birkaç gün önce, uzaklardan gelen ailem için uzun süredir istediğim bir iftar sofrası hazırladım. Yeni evimize taşınınca “yol uzak” cümleleri de ortadan kalkmış oldu ve annem-babam, kardeşim-dayım ve eşleri, babaannem, yengem ve yeğenlerimle birlikte harika saatler geçirdik. Böylece geçen ay 5. yılına giren Ab-ı Hayat’a “kalabalık aile iftar sofrası” diye başlık yazmak da nasip oldu:::)))Aslında iki masa hazırlamıştım ama diğer masanın fotoğrafını beğenmeyince buraya eklemedim.



Cumartesi menüsü;
  • Kıymalı tarhana çorbası
  • Pilav
  • Fırında kekikli patates
  • Tavuk sote
  • Kıymalı hünkârbeğendi
  • Yoğurtlu kabak salatası
  • Taze fasulye
  • Gül tatlısı
  • Böğürtlenli-sade ve cevizli kremşantili un kurabiyesi
  • Kolay pasta







İkinci gün dayımlar, yengemler ve yeğenlerimiz memlekete dönünce misafir sayımızda azalma oldu ve tek masa etrafında toplandık. Elektrikler sürpriz yapıp iftara 15 dakika kala kesilince mum eşliğinde (kızım ve yeğenimin bayıldığı romantik bir::)))) yemek yemiş olduk. Şimdi menüyü yazarken keşke sahur soframızı da çekseymişim de güzel bir anı olarak kalsaymış dedim… Son bir not; kırmızı peçeteler yeğenimin özel isteğiyle masaya konuldular ve bir çocuğu mutlu etmenin ne kadar kolay olduğunu hatırlattılar…

Pazar menüsü;

  • Mercimek çorbası
  • Pilav
  • Köfte
  • Fırında kekikli patates
  • Taze fasulye
  • Gül tatlısı







Aslında yukarıdaki sofra ramazan’da hazırlanmadı ama farklı bir iftar menüsü oluşturmak isteyenler için burada paylaşmak istedim. Kıymalı gibi görünse de aslında mantarlı pideler nefis oluyor, mutlaka deneyin…






Bunlarda menüyü tam olarak hatırlayamadığım, ailemiz için hazırladığım iftar sofraları…









Mercimek çorbası
İmambayıldı
Lavaşlı börek
Sütlü kabak tatlısı






LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin

View My Stats