31 Ocak 2008 Perşembe

Yumurtalı patates

Anneannemi ziyarete gittiğimizde çok sevdiğimizi bildiğinden hemen sobasının fırınında bu yemeği pişirir. Dayımın 8 yaşındaki oğlu Utku Eren annesinden sık sık bu yemeği yapmasını istiyormuş. Anneannem fırında yapacağı zaman bütün malzemeleri çiğ olarak tepsiye dizer, salçalı sıcak su ilavesi ile sürekli kontrol ederek sobanın fırınında pişirir. Biraz kıyma ilavesi ile harika bir lezzet çıkar ortaya, sobanın fırınında pişirme imkânı olanlara benden tavsiye suyunu biraz fazla ekleyip piştikten sonra ekmek banmayı ihmal etmeyin.

Malzemeler:

  • 4 orta boy patates (yarım ay şeklinde doğranmış)
  • 1 orta boy soğan
  • 1 tatlı kaşı salça
  • 2 yumurta
  • 1–2 çorba kaşığı sıvıyağ
  • İnce doğranmış maydanoz
  • İsteğe göre kıyma
  • Tuz
  • Yarım su bardağı sıcak su

Hazırlanması:

  • Soğanı yemeklik doğrayıp sıvıyağla birlikte kavurun. Yarım ay şeklinde doğranmış patatesleri de ilave edip kısık ateşte kavurun. Salça, tuz ve isteğe göre baharat ekleyip birkaç dakika daha kavurun. Yarım su bardağı sıcak su ilave edip suyunu biraz çekince yumurtaları dağıtmadan patateslerin üzerine kırın. Tavanın kapağını kapatıp kısık ateşte pişirin Servis etmeye yakın ince doğranmış maydanoz ilave edin.

  • Not: Yumurta ve patates miktarını kişi sayısına göre arttırabilirsiniz.

30 Ocak 2008 Çarşamba

Ayva tatlısı

Bu tatlıyı eşimin Kadriye yengesinin kendi bahçelerinde yetiştirdikleri bir sürü lezzetten sadece bir tanesi olan ayvalarla yaptım. Bayram dönüşü bu güzel bir o kadar da sulu ayvalara, kendi kuruttuğu patlıcanları ve kocaman bir bal kabağını da eklemiş sağolsun. Kızım ayva tatlısını pek sevmedi ama soyulmuş ayvaları gelip gidip çerez niyetine bol bol yedi:))))) Malzemeler:

  • 4 orta boy ayva
  • 1/2 çay kaşığı tarçın
  • 1/2 su bardağı su
  • 1 çay kaşığı portakal kabuğu rendesi
  • Çay kaşığının ucu ile toz kırmızı gıda boyası
  • Her ayvanın üzerine 1 çorba kaşığı şeker +2 çorba kaşığı şeker(ayvaların üzerine gezdirilecek)

İç malzeme:

  • 1 elma (rendelenmiş)
  • 1 ayva (pişen ayvalardan bir tanesini rendele)
  • ½ su bardağı iri çekilmiş ceviz
  • İsteğe göre şeker ekleyebilirsiniz

Hazırlanması:

  • Ayvaları ortadan ikiye bölüp ortalarını çıkarıp, çekirdeklerini yıkamadan bir kenara ayırın. Tencereye ayvaları ters olarak dizip her bir parçanın üzerine 1 kaşık şeker gezdirin. Portakal kabuğu rendesini, tarçını, gıda boyasını, ayva çekirdeklerini,2 çorba kaşığı şekeri ve suyu da ekleyerek kaynadıktan sonra kısık ateşte ayvalar yumuşayıncaya kadar pişirin.

  • Pişen ayvaları kaşık yardımıyla ısıya dayanıklı bir borcama çekirdeklerini aldığınız kısım yukarı gelecek şekilde dizin. Tencerede kalan ayvaların suyunu da ayvaların üzerine gezdirin.

  • İç harcı: Ayvaları pişirdiğiniz tencerede bütün malzemeleri birkaç dakika suyunu çekene kadar pişirin.

  • Pişen iç malzemeyi ayvaların ortalarına paylaştırın, önceden ısıtılmış fırında 180 derecede 10–15 dakika arasıra suyundan alıp ayvaların üzerine gezdirerek pişirin.

  • Fırından çıkıp soğuyunca kaymak, krem şanti veya benim gibi hindistancevizi ile servis yapın.

28 Ocak 2008 Pazartesi

Kaymaklı - zeytinli- kıymalı poğaçalar

    malzemeler:
  • 1 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 yumurta (beyazı hamura,sarısı üzerine)
  • 1 paket instant maya(tek kullanımlıklardan)
  • 3 tatlı kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • aldığı kadar un
içi harcı için:
  • çekirdekleri çıkarılmış zeytin
  • kıyma(önceden pişirilmiş)
  • süt pişirirken üzerinde oluşan kaymağı
hazırlanması: Yumurta beyazı,şeker,süt,tuz,sıvıyağ ve mayayı derin bir kabın içinde karıştırın.Sıvı karışımın içine alabildiği kadar un ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında poğaça hamuru yoğurun.30 dakika mayalanması için bekletin,küçük parçalar kopararak istediğiniz iç harcdan koyup istediğiniz şekilleri vererek yağlanmış tepsiye dizin.Yarım saat veya 1 saat tepsi de bekleterek üzerine yumurta sarısı sürün ve çatalla şekiller verin.180 derecede üzeri kızarana kadar pişirin.
  • not:Ben poğaçalar yumuşak olsunlar diye fırını kapatınca sıcakken üzerine tepsi kapatıp 5-10 dakika fırında bekletiyorum.
kıymalı poğaça

Kıymalı poğaça için elinizle hamuru açıp ortasına önceden pişirilmiş kıyma koyup yuvarlak bir şekilde kapatın,tepsiye dizin.Hamurun mayalanmasını bekleyip yumurta sarısı sürüp çatalla şekil verin.

kaymaklı poğaça

Yoğurdunu benim gibi evde kendi yapanlar varsa söylediğimi anlayacaklardır.Sütü pişirirken üzerinde oluşan köpükleri yani kaymağını bir kaseye alıp,soğutuyorum.Soğuduktan sonra poğaçalarda kullanmak için dondurucuda bekletiyorum.Poğaçalara ve kullandığınız diğer hamur işlerine ayrı bir lezzet kattığını göreceksiniz.

Poğaça hamurundan küçük parçalar kopararak elimle yuvarlayıp,küçük bir fırın tepsisine (yağlanmış) aralık bırakmadan diziyorum.Poğaçaların üzerine kaymakları kaşık yardımıyla gezdirip,fırında pişiriyorum.

zeytinli poğaça

Zeytinli poğaça için ise ; çekirdeklerini çıkardığınız zeytinleri hamurun ortasına koyup,poğaça şekli verip mayalandıktan sonra yumurta sarısı sürüp,çatalla şekil verin.Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişirin.

26 Ocak 2008 Cumartesi

Öğrenmek...idrak edebilmek...yansıtabilmek...

Çocukluğumuzdan itibaren her geçen gün hatta yaşamımızın her anında bir şeyler öğrendiğimiz düşüncesindeyim. Bunları bazen kendimize ders alıp bir köşeye saklarken bazen de unutuveriyoruz hemencecik. Sevgili Aysel arkadaşımız beni, beğendiğim ve diğer arkadaşların da cevaplarını merak ettiğim bir konuda sobelemiş.Aslında çok şey var yazmak istediğim ama sobenin kurallarına uyma adına birkaç tanesini yazıyorum. Öğrendiğim 3 şey de sıralama yapmaktansa aklıma gelenleri yazmayı tercih ettim ben. ""Hayatın size öğrettiği en önemli 3 şey nedir? ""
  • Tabakta kalan ve çöpe atmak üzere olduğumuz birkaç pirinç tanesine veya bayatlamış bir parça ekmeğe sahip olabilmek ve çocuklarına yemek yapabilmek için birçok şeyi feda edebilecek insanlar olduğunu , “ şükür etmenin” önemini öğrendim…

  • 10 yıl önce aniden 27 yaşındaki teyzemin ölüm haberi geldiğinde,ölümün çok yakın olduğunu ve her an hazırlıklı olmamız gerektiğini , “duanın” hayatımızda ki yerini öğrendim….

  • Okul için birkaç yıllığına ailem ve arkadaşlarımdan ayrılıp başka bir şehirde yaşamaya başlayınca “gözden ırak olmanın, gönülden de ırak olmak” anlamına gelmediğini. Aksine arada ki sevgi bağları ve dostluklar kuvvetliyse gönülde daha bir yer ettiğini, gönülden ırak olmak bir yana iyice yerleştiğini öğrendim.

  • Kızım doğduktan sonra, çocuklarla vakit geçirmenin çok şey öğrettiğini en başta da küçük şeylerden bile mutlu olunabileceğini ve onları mutlu etmenin olduğu kadar ikna etmenin de aslında çok kolay olduğunu öğrendim.

Ben de cevaplamak isterlerse sevgili arkadaşlarım Lavantin, Papatya prenses ve Diyalog Yemekleri ' ni sobeliyorum.

24 Ocak 2008 Perşembe

Kakaolu puding

Son zamanlar da kızımın en çok yediği ve her yediğinde ” tekrar yapar mısın” dediği bir tatlı kakaolu puding. Evde yapıldığı için de hazır olanlara göre daha güvenli ve sağlıklı bir lezzet. Damak tadınıza göre istediğiniz meyve pürelerini ekleyerek farklı çeşitlerde hazırlayabilirsiniz. Malzemeler:

  • 2 çorba kaşığı un
  • 2 çorba kaşığı nişasta
  • 5 yemek kaşığı şeker
  • 1 paket vanilya
  • 3 çorba kaşığı kakao
  • 2,5 su bardağı süt
  • Yarım su bardağı su
  • (40 gr çikolata eklerseniz daha lezzetli bir pudinginiz olur.)

Hazırlanması:

Bütün malzemeleri derin bir tencereye ekleyip, kısık ateşte karıştırarak pişirin. Pudinginizin kıvamı koyu olursa, kıvamını ayarlamak için soğuk süt ilavesi yapabilirsiniz.

21 Ocak 2008 Pazartesi

Gülsen'in menüsü

  • Aşure

Uzun bir aradan sonra nihayet Gülsen’in daveti vesilesiyle arkadaşlarla görüşebildim. Yeni doğum yapan bir başka arkadaşıma da aynı gün içerisinde uğramam gerektiği için çok fazla kalamadım ve maalesef harika el işlerini resimleyemedim.

Gülsen’in evinin her köşesi kendi el emeği güzelim ev süsleri, ahşap boyamalar ve daha nice güzelliklerle dolu. El işlerinin yanında bilumum püf noktaları da var, anlayacağınız maharetli bir bayan.

  • Tavuk Göğsü
  • Kaşar peynirli büsküvi - İki renkli kurabiye

Arkadaş buluşmalarının en keyifli yanlarından biri de güzelim lezzetleri resimleme bölümü oluyor. Benim “şu örtüyü ve tabağı kullanabilir miyim”, “şu tuzluğu, çatalı da alabilir miyim “ gibi isteklerime şikâyet etmeden memnuniyetle karşılık vermelerini de belirtmeden geçemeyeceğim.

  • Turşu (fasulye) kavurması

Çok yakında açılacak olan “hobi bahçesi” bloğumda tüm bu güzellikleri, püf noktalarını ve el işlerine ait bütün örnekleri bulabileceksiniz.

                • Çiçek demeti (duvar süsü)

                Bu harika duvar süsü kapıdan çıkmak üzere iken farkettiğim ve aceleyle resimleyebildiğim bir güzellik.Bu güzelim lezzetleri ve sınırsız ev sahipliği (özellikle resimleme aşamalarındaki sabrı) için bir kez daha teşekkür ediyorum Gülsen'e.

                20 Ocak 2008 Pazar

                Sağım solum sobeee......

                İlk kim sobeleyecek,sorular neler olacak derken sobeler arka arkaya gelmeye başladı.Sevgili Nilay beni sobelemiş,işte cevaplar...... Sırada ise sevgili Ayselce'nin sobesi var,hayattan öğrendiğimiz 3 şey hakkında sobelemiş.En kısa zaman da cevap vermeye çalışacağım.
                • Blog yazmaya ilk defa ne zaman başladım?
                2 yıl gibi bir süre yemek ve hobi bloglarını takip edip, kendime yemek bloğu açmaya karar verip ilkyazımı 2 Ağustos 2007 de yayınladım.
                • Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

                Belli bir çizgide içimden geldiği gibi devam ediyorum.

                • Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

                Bloğumu kızım uyuduktan sonra güncellediğim ve yorumlara da ancak o zaman dönebildiğim için uykumdan feragat ediyorum.

                • Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

                Hiçbir zaman zorunlu bir uğraş olmadı benim için, içimden geldiği zaman ve vaktim oldukça yazıyorum.

                • Blog yazmayı ne kadar sürdüreceğim?

                Zaman ve şartlar ne getirir bilinmez tabi ki ama bloğumu açma nedenlerimden biri de kızıma bırakabileceğim bir tarif defteri olmasıydı. Uzun süre devam ettirip, şu an çok istekli olmasına rağmen ilerde de devam etmek isterse kızıma bırakmak.

                Ben de cevaplamak isterlerse sevgili Nalan'ı , Yeşil Domates'i, Semaver'i sobelemek istiyorum.

                16 Ocak 2008 Çarşamba

                Pırasayı bir de böyle deneyin!

                Pırasa yemeğini sevmeyenler için alternatif olabilecek bir tarif. Kardeşimin eşi Sevil sık yapar ve söylediğine göre (benim de bizzat görmemle) kardeşim zeytinyağlısını sevmediği halde bu tarifle yapıldığında yemediği pırasayı bile yiyebiliyormuş. Eşim ve kızım ise her iki tarifle yapılana da pek rağbet göstermiyorlar. Önceleri sevmeyip sonrasında pırasa sevmeye başlayan bense her iki tarifle yapılanı da öneriyorum.

                Malzemeler:

                • 3 – 4 adet pırasa
                • 1 kâse kıyma (tavuk eti de kullanabilirsiniz)
                • Tuz
                • Sıvıyağ

                Hazırlanması: Kıymayı çok az sıvıyağla birlikte kavurun. Pırasaları doğrayıp yıkayın ve pişen kıymaların üzerine karıştırmadan tuz ilave ederek yerleştirin. Kısık ateşte, kapağını açmadan kontrol ederek pişirin. Pişen pırasaları servis tabağına alıp üzerine kıymadan koyarak servis edin.

                14 Ocak 2008 Pazartesi

                Sağım solum sobeeeee

                Bloglar arasında ki sobeleme oyunlarını sevmişimdir hep, ilk kim sobeleyecek, konu ne olacak derken sevgili arkadaşım Banu (Kibele’nin Mutfağı) beni ” olsam olsam ne olurdum?” oyununda sobelemiş. Biraz gecikmeli de olsa cevaplar geliyor… Yemek olsam ne olurdum?

                Bol çikolatalı ve muzlu bir yaş pasta olurdum.

                Renk olsam ne olurdum?

                Her baktığımda dinginlik ve huzur bulduğum kızımın gözlerindeki mavilikler olurdum…

                Müzik aleti olsam ne olurdum?

                Uzun süredir öğrenmek istediğim ama bir türlü başlayamadığım ve ilerde bir gün mutlaka öğreneceğim dediğim keman olurdum.

                Aylardan hangisi olurdum? Bembeyaz bir örtünün her yeri kapladığı ve ilk yürüyenin ben olduğum karla kaplı bir aralık ayı olurdum. (Mevsimlerden bahar olurdum her yeri rengârenk çiçeklerin kapladığı, içimin ısındığı.)

                Ayakkabı olsam ne olurdum? Yaz kış çıkarmadığım rengârenk ev terlikleri olurdum sanırım.
                Kıyafet olsam ne olurdum? Minik bir kız çocuğunun şirin, cici….. kıyafetleri olurdum, etrafına huzurlu gülücükler dağıtırken giydiği.
                Ben de kabul ederlerse sevgili arkadaşlarım Zeytin Yaprağı – Melek, Aymen ve Yemeğimle –Seval’i sobeliyorum.

                12 Ocak 2008 Cumartesi

                Etli Bezelye

                Bloğumu güncellemek için sayfamı açtığımda kızım ” eski bloğun daha güzeldi, yeni halini beğenmedim” diye sitem etmeye başladı. Yüzümün o anki halini siz düşünün artık. Gerçi fikirlerini rahatlıkla ifade edebilmesi sevindirse de, şimdiki çocuklar….. diye başlayan cümleler kurmamak elde değil.

                Etli bezelye yemeği genellikle herkesin bildiği bir yemek olsa da mutfağa yeni girenler ve arşivimde bulunması için tarifi vermek istiyorum.
                Malzemeler:

                • İstediğiniz miktarda kuşbaşı doğranmış et
                • 2 orta boy patates (küp doğranmış)
                • 1 kâse bezelye (haşlanmış)
                • 1orta boy kuru soğan
                • 2 orta boy havuç (küp doğranmış)
                • 1 yemek kaşığı salça
                • Tuz
                • Sıvıyağ

                Hazırlanması:

                Kuşbaşı doğranmış eti çok az sıvıyağla birlikte kavurun, yeteri kadar sıcak su ilave ederek pişmesini sağlayın. Soğanı yemeklik doğrayıp havuçlarla birlikte etlere ilave edin ve kavurun. Patatesleri ve salçayı da ilave ederek birkaç dakika daha kavurun. Sıcak su ilavesi ile su miktarını kendi isteğinize göre ayarlayıp pişirin, pişen yemeğinize en son haşlanmış bezelye ve tuzu ilave edin.

                Not:Et yerine tavuk eti veya kıyma da kullanabilirsiniz.

                9 Ocak 2008 Çarşamba

                İçli Köfte

                Birkaç yıl önce yengemin bir komşusu yapmış ve unutamadığım bu lezzetle ilk defa böylelikle tanışmıştım. Hafta sonu uzun süredir yapmak istediğim içli köfte yapmaya karar verip, yapılışını ve pişme aşamalarını çok iyi hatırlıyor olmama rağmen malzemeleri tam hatırlayamayınca birkaç tarif araştırıp kendimce en uygun olanı oluşturdum. Bir kısmını kızartıp kalanları haşladım. Bizim evde haşlanmış olanlar daha çok beğenilse de kızarmış olanları da denemenizi tavsiye ederim yanında bir bardak çayla::))) )
                Malzemeler:

                İçi için:
                • 1 su bardağı kıyma
                • 1 orta boy soğan
                • 1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz
                • 2 yemek kaşığı tereyağı
                • Tuz, istediğiniz baharatlar
                • Maydanoz (ben kullanmadım)

                Kıymayı soğanla birlikte tereyağı ilave ederek kavurun. Kavrulan kıymaya ceviz, tuz ve baharat ekleyip birkaç dakika daha kavurun. Soğuyan kıymalı iç harcı buzdolabına koyup tereyağının harcı sertleştirmesi için bekletin.

                Dışı için:

                • 1 su bardağı köftelik ince bulgur
                • 1 haşlanmış patates
                • 1 yumurta
                • 2 yemek kaşığı un
                • 2 yemek kaşığı kıyma
                • 2 yemek kaşığı irmik
                • Tuz, baharat

                Bulguru üzerini geçene kadar sıcak suyla ıslatıp birkaç dakika bekletin ve süzgeçle suyunu süzün. Suyu süzülmüş bulgura yumurta, un, kıyma, irmik, tuz, baharatlar ve rendelenmiş haşlanmış patatesi ekleyip iyice yoğurun. Yoğurduğunuz bulgurlu harcı 1 saat buzdolabında bekletin.

                Hazırlanması:

                • Buzdolabında beklettiğiniz bulgurlu dış malzemeden cevizden biraz büyük parçalar alıp avucunuzun içinde diğer elinizin yardımıyla ortasında çukur oluşturulur. Bu işlemi yaparken elinizi sürekli suyla ıslatırsanız parçalanmaları önlemiş olursunuz.
                • Buzdolabında beklettiğiniz iç harcdan tatlı kaşığı yardımıyla çukurlara doldurarak (köfteleri kapatamayacak kadar fazla koymamaya dikkat edin) suyla ıslattığınız eliniz yardımıyla köfteleri kapatıp, yuvarlayın.
                • Hazırladığınız içli köfteleri haşlayacaksanız; kaynamış ve tuz eklenmiş bol suya aralıklarla köfteler bırakılır ve köfteler su yüzeyine çıkana kadar pişirilir. Servis tabağına alınan köftelere isteğinize göre salçalı sos yapabilirsiniz.
                • Eğer köfteleri kızartacaksanız; kızdırılmış sıvıyağda köfteleri kızartıp servis tabağına alın.

                6 Ocak 2008 Pazar

                Lorlu irmik tatlısı

                Bir kez daha anladım ki içinde lor peyniri ve peynir olan (kurabiye, şerbetli tatlı, sütlü tatlı) bütün lezzetleri seviyorum ben. Bu tariften de, denediğim diğer bütün lorlu lezzetler gibi memnun kaldım. Sütlü tatlıları pek sevmeyen eşimin beğenisini kazanan bu tatlıyı, irmikli ve peynirli lezzetleri seven herkesin de beğeneceğini düşünüyorum.
                Bu lezzetli tatlıyı sevgili Selda arkadaşımızın Sel Servis bloğunda ilk gördüğümde denemeye karar vermiştim.(Tarifin aslı Ayşe Tüter'e aittir.)
                Malzemeler:

                • 3 su bardağı süt
                • 1 su bardağı irmik
                • 4 yemek kaşığı tozşeker
                • 1 kâse tuzsuz lor peyniri
                • 1 paket vanilya
                • 2 çorba kaşığı tereyağı

                Hazırlanması:

                Tencereye süt, irmik, tozşeker, lor peyniri, tereyağı ve vanilyayı ekleyip kısık ateşte 20 dakika pişirin. Karıştırarak soğutun ve ilk sıcaklığı çıkıp biraz sertleşmeye başlayınca yemek kaşığı ile şekil vererek servis tabağına alın. Üzerine isteğinize göre antep fıstığı ya da tarçın serperek servis yapın.

                3 Ocak 2008 Perşembe

                Çikolata pudingli - halleyli pasta ve yılın ilk karı

                Bu pastayı kızıma hamileyken tanıştığım, ilk hamilelik tedirginliklerini, mutluluklarını, hırka modelleri:)))) ardından miniklerimizin ilk heyecanlarını, yaramazlıklarını, ilk adımlarını ve daha bir sürü şeyi paylaştığımız Aslıcığım da yemiştim birkaç ay önce. Çok beğenmiş, denenecekler arasına not etmiştim. Şu sıralar benim yoğunluklarım sonrasında da kızımın suçiçeği geçirmesi gibi nedenlerden çok fazla görüşeme sekte uzun yıllardır devam eden güzel paylaşımlarımızın olduğu dostlarımızla devam ediyor bu güzellikler…

                Aslı’m şu sıralar minik Yaren’inin heyecanlarını yaşıyor ve gaz sancılarıyla baş etmeye çalışıyor olsa da güzelim ahşap boyamalarına, harika el örgülerine, yağlı boya resimlerine… meleğinin izin verdiği ölçüde devam ettiğini umuyorum en kısa sürede resimlemek ve sizlere sunmak adına ::)))))

                Malzemeler:

                • 1 paket krem şanti
                • 1 su bardağı süt ile çırpılarak hazırlanır.
                • 5 adet Ülker Halley (rast gele parçalara ayrılmış)

                Puding için:

                • 2 çorba kaşığı un
                • 2 çorba kaşığı nişasta
                • 1 yumurta
                • 1 paket vanilya
                • 3 çorba kaşığı kakao
                • 4 çorba kaşığı şeker
                • 1,5 su bardağı süt
                • Yarım su bardağı su
                • 40 gr bitter çikolata( eklerseniz daha lezzetli oluyor)

                Hazırlanması:

                • Kremşanti ve parçalanmış halleyler karıştırılıp, dolaba konulur.

                • Puding malzemelerinin hepsi tencereye ilave edilerek kısık ateşte pişirilir. Pişen puding sürekli karıştırılarak soğutulur.

                • Tarifte pudingli kısım yoktu,kremşanti ve 10 adet halley karıştırılıp üzerine çikolata sos dökülüyordu.Ben kendimce tarifi değişikliğe uğrattım.

                • İki farklı sunumla hazırladım 1. resimde ki sunumda streç filmle kaplanmış küçük kek kalıbına önce kremşantili karışımdan sonra ise pudingli karışımdan üst üste gelecek şekilde yayarak streç filmi üzerine kapatarak bir gece buzlukta (dondurucuda) bekletip,ertesi gün ters çevirerek servis yaptım.

                • 2. resimde ise kremşantili ve pudingli karışımı istediğimiz kuplara rastgele üst üste gelecek şekilde ekleyip,bir gece buzdolabında beklettim.

                • Sunum olarak 1. resimdekiler daha şık olsa da kuplara rastgele eklenmiş ve birbirine karışmış olan 2. resimde ki tatlılar daha bir lezzetliydiler.

                ***Kızımın "anneciğim sen bu pudingleri çok güzel yapıyorsun" , "bayılıyorum" sözleri eşliğinde yemekte ayrı bir keyifti benim için:::))))

                Bizim buralara yılın ilk karı düştü ,bembeyaz bir örtü gibi kapladı heryeri.Umarım devamı gelir bereket habercisinin ve sanırım buna en çok sevinen de kızım olur aylardır kurduğu kardan adam yapma hayalleri için:))))

                2 Ocak 2008 Çarşamba

                Karnabaharlar çiçek açtı!

                Benim yemeğine göre daha çok sevdiğim ve daha sık yaptığım bir lezzet mısır unlu karnabahar kızartması.Yoğurt soslu salatası da vazgeçemediklerimden tabi:)))
                malzemeler:
                • karnabahar (haşlanmış)
                • mısır unu
                • kızartmak için sıvıyağ
                • tuz
                • yumurta
                hazırlanması:

                Bir kaç dakika haşlanmış karnabaharların suyunu süzün ve bıçakla küçük parçalara ayırın.Sırasıyla önce çırpılmış yumurtaya (tuz ekleyip ,çırpın) sonra mısır ununa batırıp sıvıyağda kızartın.Kağıt havlu serilmiş servis tabağına alıp fazla yağını süzdürün.

                LinkWithin

                Blog Widget by LinkWithin

                View My Stats